serhed.net
  Menûya Kurdî  
  Rûpela Serî
   Dîn û Ayîn
   Çand û Huner
   Çîrok û Pêkenîn
   Helbest
   Pirtûk
   Nivîs
   Tendurustî
   Dîrok
   Arşîv
   Lînk
   E-Mail

 

Dewleta Tirk bi sala ne  peymana Lozanê binpê dike

KSN/ 28/ 11 2005- Dewleta Tirk bi xwe peyman û qanûnên xwe yên navnetewî binpê dike û vacûyê qanun û peymanên  xwe tevdigere.  Di gel ku li gora peymana Lozanê zimanê tirkî li Tirkîyê ê resmîye jî, lê di paymana Lozanê de qedexekirina tu zimanekî din yê li Tirkîyê tune. Peymana Lozanê maf dide her  kêmneteweyên   li Tirkîyê henin ku di jîyana xwe ya şexsî û civakî, bazirganî de, ew zimanê ku ew dixwazin  bi kar bînin.

Peymana Lozanê rê dide ku her miletî ku karin, dîn û dîyaneta xwe bi zimanê xwe bikin. Û di çapkirin û belavkirina hemû belavok, çapemanî û herwusan  weşanan  de, zimanê ku ew dixwazin di dikarin bikar bînin.

Lê li Tirkîyê bi sala ne ku,  ev peyman ji alîyê rejma tirk ve tê binpê kirin. Zimanê Kurdî, mûzîk, şano, rojname, pirtûk û kavar hatibûn qedexekirin.

Gelo çima kesî li gora vê paymanê serî li dadegeha Mafê Morovan ya YEê û ya  Navnetewî  ne didan?

Gelo tu perêzer, huqûqzan û sîyasetmedarên kurd qet serî li  dadegeha tirk didan ku ew  mafê peymana Lozanê dabû wan  bistînin?

Li Gora peymana Lozanê, divê mehkeme û hakim ji bona ku zimanê dayîkê were bikaranîn, bi  her awayî alîkarîyê ji hemwelatîyên Tirkîyê re bikin

Li gora nivîsa nivîskarê rojnama Millyetê Semih Idiz ku ev mijarê di quncikê xwe yê îroj de weşandîye de, dibêje; dewleta Tirk bixwe peymana Lozanê di qilifek teng de bikar tîne û mafê Kurdan jê sitandîye.

Em ê hinek ji nivîsa Semih Idiz ya tirkî li jêr biweşînin.

 

Peki, Lozan'ı Türkiye ihlal etmiyor mu?



AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Hansjörg Kretschmer ile hafta içinde yaptığımız söyleşi tepki topladı. Lozan'ın azınlıklar konusunda Türkiye tarafından "dar anlamda" yorumlandığını, AB üyeliği yolunda bu durumun değişmesi gerekeceğini belirten Kretschmer topa tutuldu.
"Lozan hassasiyetimiz" böylece bir kez daha görülmüş oldu. Türkiye ile AB ilişkilerinin "yumuşak karnı" da daha netleşmiş oldu. Ancak, Kretschmer'in sözlerini bir yana bırakıp, Lozan'ı nasıl yorumladığımıza baktığımızda ortaya ilginç bir durum çıkıyor.

Din ve milliyet
Örneğin, "Batı Trakyalı Türklerin azınlık haklarının ihlal edilmesinden" söz ederiz. Bu hakların ihlal edildiği de zaten kuşku götürmez. Ancak, daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, salt Lozan açısından bakıldığında, bu azınlığın "Türklükten" doğan değil, "Müslümanlıktan" doğan hakları ihlal ediliyor.
Çünkü Lozan'da Batı Trakya'daki "Türk azınlıktan" değil, "Müslüman azınlıktan" söz ediliyor. AB üyesi olmasına karşın, Atina'nın niçin "Azınlıkların Korunması Çerçeve Anlaşması"nı onaylamadığı da böylece anlaşılıyor. Zira, bunu yaparsa, Yunanistan'daki Türklerin "dini" değil "etnik" kimliklerinden kaynaklanan haklarının ön plana çıkacağını biliyor. "Kürt sorunu" açısından baktığımızda, bu yaklaşımın -en azından dayalı olduğu temel korku itibariyle- Türkiye için çok şaşırtıcı olmaması gerekiyor.

Dil konusu
Öte yandan, ana metni okuduğumuzda, "Ankara Lozan'ı dar anlamda mı yorumluyor?" sorusu gerçekten gündeme geliyor. Örneğin, antlaşmanın azınlıklarla ilgili III. bölümünde yer alan 39. maddeye bakalım. Orijinal metindeki Türkçesiyle, bu maddede şunlar belirtiliyor:
"Her hangi Türkiye tebaasının, gerek münasebatı hususiye veya ticariyede, gerek din, matbuat veya her nevi neşriyat hususunda ve gerek içtimaatı umumiyede, her hangi bir lisanı serbestçe istimal etmesine karşı hiç bir kayıt vaz'edilemeyecektir. Lisanı resmi mevcut olmakla beraber, Türkçeden gayrı lisan ile mütekellim bulunan Türk tebaasına mehakim huzurunda kendi lisanlarını şifahi surette istimal edebilmeleri zımnında teshilatı münasibe ibraz olunacaktır."
Yani, herhangi bir Türk vatandaşının, özel yaşamında, ticarette, ibadetinde, toplum içinde veya her türlü "matbuat" ve "neşriyat" açısından herhangi bir dili serbestçe kullanması engellenemez. Resmi dil Türkçe olmakla birlikte, hâkim önünde anadilini kullanabilmesi için isteyene her türlü yardım gösterilir.

10 imza var
Bu "yorumda" yanılıyorsak, okurlarımızı aydınlatabilmemiz için niçin öyle olduğunu uzman birilerinin anlatması gerekiyor. Aksi takdirde, bırakın başkalarını, Lozan'ın Türkiye tarafından ihlal edildiği anlamı çıkıyor.
Unutmayalım ki Lozan ile eklerinde Türkiye dışında, 10 ülkenin imzası var. Bu ve bunun gibi maddeleri biz görmesek bile başkaları görüyor.
Bu nedenle Lozan'ın nasıl yorumlandığı konusuna "duygusal" değil "nesnel" olarak bakabilmemiz çok önemli.
Bu arada, anlamlı yorumlarda bulunabilmek için, Lozan'ı başından sonuna en az bir kez okumuş olmak gerekiyor. Bu konuda somut ve kızgın fikirler beyan eden "kanaat önderleri" ve siyasetçilerin kaçı bunu yapmış acaba? İşte bu meçhul...

Milliyet

 

Çevkanî: serhed.net  Amadekar:   D. Ş  Dem:  28 /11 2005           Seet17: 30





 
Rûela Serî| Deftera mêvanan | Têkilî