KSN/
4/7 2005- Kurd-Komê di 28ê Hezîranê de li ber derîyê Mezgefta mezin
ya Dîyarbekir ,herekata Şêx Seîd bi bîr anî bûn û helwesta dewleta Tirk
ya dujminkar ku bi har awayî êrişî ser vê hereketê dikin, şermezar
kiribûn. KURD-Komê di 3/7 2005an de li Diyarbekir carek din Şêx
Seîd efendî û 47 hevalên wî bi konferansek bi bîr anîn û daxwîyanîyek ji
raya giştî re belavkir. Em jî vê daxwîyanîya Kurd-Komê ya bi tirkî li
jêr diweşîne.
Daxwîyanîya KURD-KOMê ya bi Tirkî
****
1925 KÜRT ULUSAL HAREKETİ, HEM İÇERİK OLARAK, HEM TOPLUMSAL VE HEM DE
ALANSAL VE GENİŞLİK OLARAK ULUSAL BİR HAREKETTİR. BUNDAN DOLAYI, TÜRKİYE
CUMHURİYETİ VE İDEOLOGLARI, FAZLASIYLA BU HAREKET ÜZERİNDE DURMAKTALAR
VE MAHKÛM ETMEYE; BU HAREKETİN LİDERLERİNİ GERÇEK OLMAYAN İDDİALARLA
SUÇLAMAYA ÇALIŞMAKTALAR
Bundan 80 yıl önce, 14 Nisan 27/28 Haziran 1925de Azadi Örgütü ve
Kürt Ulusal Hareketinin liderleri Şeyh Seid Efendi, Cibranlı Halıt Bey,
Yusuf Ziya Bey ve diğer yiğit Kürt evladı dava arkadaşları, idam
edildiler. 1925 Kürt Ulusal Hareketini ve Onun saygı değer liderlerini,
derinlikli ve araştırmacı bir düşünceyle anmak için, bugün (3 Temmuz
2005) bir konferans düzenlemiş bulunmaktayız. Onların anısına, 28
Haziran 2005 günü de, Şeyh Seid Efendi ve değerli dava arkadaşlarının
idam edildiği Diyarbakır Ulucami önünde kitlesel bir basın toplantısı
yaptık ve Onları andık. Yerel ve ulusal basının bu gösterimize
gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkürlerimizi iletiriz. Bunun yanında,
bazı basın organlarında, 1925 Kürt Ulusal Hareketi ve Hareketin
önderleri hakkında yapılmış olan bir takım değerlendirmelerin de
gerçeklerle bağdaşmadığını, haksızlıkları ve hakaretler içeren
yaklaşımlar olduğunu belirtmeyi bir görev kabul ediyoruz.
Şeyh Seid Efendi, Cibranlı Halıt Bey ve dava arkadaşları, hak, hukuk,
adalet, eşitlik Kürt Milletinin hakları için mücadele ederek şehid
düştüler. Onların önünde saygıyla eğiliyor, onların huzurlu olarak
yattıklarını, mekanlarının cennet olduğunu biliyoruz.
Kürt Milletinin Özgürlük ve Kurtuluş Hareketi, uzun ömürlü bir
harekettir. İnsan diyebilir ki, Kürt Milletinin Özgürlük ve Kurtuluş
Hareketi sistemli ve organizeli bir şekilde 1840de Botan Beyi
Bedirhanla başlamakta ve günümüze kadar gelmektedir. Bu o anlama
geliyor ki, Kürt Millet Hareketi, 165 yaşında.
Ne yazık ki, Kürt Milletinin Özgürlük ve Kurtuluş Hareketi, aynı zamanda
trajedik bir süreçtir de. Günümüzde de o trajedi, genel planda, bütün
açılardan devam ediyor. Yalnızca Güney Kürdistanda Kürt Milletinin
kaderinde değişiklik gündeme geldi. Umut ediyoruz ki, Güney
Kürdistandaki bu değişme ve gelişme, gerçekçi ve akılcı yapılanma,
genel düzlemde Kürt Millet Hareketini etkilesin, Milletimiz tarihi
trajediden kurtulsun.
Kürtlerin, Farslara karşı Osmanlı İmparatorluğunu desteklemesi, Kürt
Beyliklerinin kendi bölgesel egemenliklerini ve özgürlüklerini
kaybetmelerine, daha fazla Osmanlı İmparatorluğunun egemenliği altına
girmelerini sağladı.
Ama. Kürt Aydınları ve diğer toplumsal Kürt liderleri, 19. Yüzyılın
başlarında Kürt kimlikli resmi örgütler kurdular, birçok dergi ve gazete
çıkarmaya başladılar. Diyarbakırda, Kürt-Osmanlı Birlik ve İlerleme
Derneği (1908); İstanbulda, Kürt Dayanışma ve İlerleme Derneği
(1908), Kürt Teali Derneği (1918) kuruldu. Jîn, Serbestî, Kurdîstan,
Rojî Kurd ve Bengî Heq dergi ve gazeteleri yayınlandı. 1919 yılında da,
Kürt Maarif Neşriyat Derneği, Kürt Hêvî Derneği, Kürt Kadınları
Teali Derneği ve Kürt Milli Fırkası kuruldu.
Bu örgütler, kısa sürede onlarca şube açtılar ve binlerce üye kazandılar.
Bu aşamada, Osmanlılarla Kürtler arasında yeni bir dönem açılıyordu.
Kürt aydın ve yöneticileri, Batının Bağımsız bir Ermeni Devleti
kurulması konusunda bir çaba sahibi olduklarını görüyordu. Onlar da buna
karşılık, kendi çalışmalarını Wilson Prensipleri ışığında, Kürdistana
taşımaya başladılar.
Ne yazık ki, Kürt Öncüleri, M. Kemal karşısında siyaseti kaybettiler,
Sivas ve Erzurum Kongrelerinden sonra M. Kemali desteklemeye karar
verdiler. M. Kemal, hem Kürt Milletinin desteği ve hem de İngiltere ve
Rusyanın desteğiyle sonuca ulaştı. Türkiye Cumhuriyeti Döneminde M.
Kemal, Osmanlı İmparatorluğundan ve özellikle de ismini daha önceki
satırlarda dile getirdiğimiz padişahlardan ders almıştı. M. Kemal hem
Kürt Halkından yararlandı ve hem de Kürtlerin yok sayılması ve asimile
edilmesi için insani olmayan bir siyaset sürdürdü.
Kürt Halkı, devletin bu sömürgeci siyasetine karşı Koçgiride ayağa
kalktı. Ama Koçgiri Milli Direnmesi, askeri bir katliamla karşı karşıya
kaldı. Koçgiri Kürt Hareketinden sonra, Kürt Öncüleri, kendilerini Kürt
Milletini organize etme, sömürgeci sistem karşısında Kürt Milletinin
Bağımsızlığını gerçekleştirmek için çalışma sonucuna vardılar. Bu
nedenle, Azadi Örgütünün kuruluşu gündeme geldi. Azadi Örgütü, 1923te,
Erzurumda kuruldu. Azadi Örgütünün Başkanı da Cıbranlı Halid Beydi.
Belirli bir aşamadan sonra, Şeyh Seid Efendi, Azadî Örgütünün manevi
lideri oldu. Cibranlı Halıd Bey ve Yusuf Ziya Bey tutuklandıktan ve 1925
Kürt Hareketi silahlı savunma sürecine girdikten sonra, Şeyh Seid Efendi,
Hareketin fiili lideri oldu. Bu nedenle de, 1925 Kürt Hareketi Şeyh Seîd
Efendi ile tanınmaya ve tanımlanmaya başladı.
Azadi Örgütü, Türkiye Cumhuriyeti, Kürt Milletinin haklarını tanımadığı
için, silahlı bir hareketin başlatılması için hazırlıklar yapma kararı
aldı. Bundan dolayı, Kürdistan bütün yerleşim birimlerinde,
örgütlenmeler gerçekleştirdi. Üzülerek belirtmek gerekir ki, bu hazırlık
çalışmaları devam ederken, Azadi Örgütü lideri Cıbranlı Halıd Bey, eski
milletvekili ve örgütün profesyonel emekçisi Yusuf Ziya Bey, 1924ın
Ekim ve Aralık aylarında T.Cnin askeri güçlerinin eline esir
düştüklerinden dolayı, örgüt ve hareket büyük darbe yedi.
T.C, Kürt Millet Hareketinin organizeli ve güçlü ilerlediğini tespit
ettiği zaman, 16 Şubat 1925de bir provakasyon gerçekleştirdi. Bu
provakasyonun sonucu olarak, 1925 Kürt Hareketi, zamansız ve hazırlıksız
başladı. Doğal olarak Hareketin ömrü uzun olmadı, toplu katliamlarla,
idamlarla, köy ve şehirlerin yıkımıyla bastırıldı. Şeyh Seid Efendi ve
mücadele arkadaşları esir düştüler.
1925 Kürt Hareketi, toplumsal, halkçı ve kitlesel bir hareketti.
Hareketin öncüleri ve liderleri, toplumun bütün kesimlerinden
geliyorlardı. Bundan dolayı, kısa sürede, 50 bin kişilik bir silahlı güç
oluştu. Bu nedenle 1925 Kürt Hareketi, hızla başladı, gelişti, büyüdü ve
genişledi; fakat uzun ömürlü olmadı ve kırıldı. Elbette bu ateş tümüyle
sönmedi, Kürdistanın diğer bölgelerinde (Sasonda, Ağrıda, Dersimde
ve diğer yerlerde) yeniden yanmaya başladı.
BİTLİS DİVAN-I HARP, ELAZIĞ VE DİYARBAKIR İSTİKLAL MAHKEMESİNİN
KARARLARI HUKUKİ DEĞİLDİR. KÜRT MİLLETİNİ YOK ETMEYE YÖNELİKTİ
1925 Kürt Hareketi liderleri, hem Bitliste, hem Elazığ ve hem de
Diyarbakırda Olağanüstü Mahkemelerde yargılandılar, hızlı bir tarzda
idama mahkûm oldular. Mahkemelerin kararlarına, üst mahkemede itiraz
hakkının tanınmasına şekli açıdan bile izin verilmedi. O hareketle de
açığa çıktı ki, Mahkemeler, meşru ve hukuki değildir: Kürt Milletini yok
etme merkezinde Onların liderlerini ortandan kaldırma eylemiydi. O
mahkemelerin, Kürt liderlerini yargılama hakları yoktu. Bugün de açıkça
ilan ediyoruz ki, o Mahkemeler meşru ve hukuki değillerdi. Kürt
liderlerini yargılama haklarına sahip değillerdi.
Şeyh Seid Efendi ve 1925 Kürt Hareketinin 47 lideri, 27-28 Haziran
1925te idam edildiler. Bu mahkemelerin kararları, keyfi kararlardı,
Kürt Milletinin, resmi devlet siyaseti ve ideolojisi çerçevesinde
ortadan kaldırılmaları için alınmış kararlardı.
Bu kararların ortadan kaldırılması, T.C Devletinin, Kürt Halkını toplu
bir tarzda katliama tabi tutmasından ve Kürt liderlerini idam ettiğinden
dolayı mahkum edilmesi için, uluslararası bir hukuki sürecin
başlatılmasına ihtiyaç vardır. Bundan dolayı, her bir Kürdün ve Kürt
kurumunun kendi görevini yerine getirmesi gerekir. Bu konuda, özel ve
uzmanca bir hazırlığın yapılması gerekir.
1925 KÜRT ULUSAL HAREKETİNİN ÖNDERLERİ UNUTULAMAZ
1925 ve diğer Kürt Hareketlerinin lider ve mücadelecilerinin ölümsüz
olduğuna inanıyoruz. Bizim ve halkımızın yüreklerinde yaşıyorlar. Onları
unutmak olanaksızdır.
Kürdistanın bütün lider ve şehitleri, bize, Kürt Hareketine, yol
gösteriyorlar. Bunun için, bizim onlara layık olmamız, güçlü, kararlı,
doğru ve insani bir tarzda milli görevlerimizi yerine getirmemiz gerekir.
Amed, 28/6 2005
DİYARBAKIR KÜRD DERNEĞİ YÖNETİM KURULU